Sonbahar Gelirken: Mitski'den Yeni Albüm, Oscar'da Değişen Dengeler ve Sinemanın Karanlık Yüzü

Sonbahar Gelirken: Mitski'den Yeni Albüm, Oscar'da Değişen Dengeler ve Sinemanın Karanlık Yüzü

Sonbahar Gelirken: Mitski'den Yeni Albüm, Oscar'da Değişen Dengeler ve Sinemanın Karanlık Yüzü

Eylül kapıya dayandı ve kültür dünyası her zamanki gibi bizi boğazından tutacak şeyleri sıraya dizmeye başladı. Müzikte, sinemada, televizyonda — her cephede bir kıpırdanma var. Biz de bu kıpırdanmayı biraz didikleyelim, biraz da kendi aramızda konuşalım.

Mitski, bu sefer gerçekten farklı bir yerde. Nothing's About To Happen To Me adlı yeni albümüyle Japon-Amerikalı sanatçı, kariyerinin en olgun ve en cesur adımını atmış görünüyor. NME'nin "zeka ve sıcaklığın bir arada en iyi şekilde tezahür ettiği albüm" diye nitelendirdiği bu yapıt, Mitski'nin müziğinde her zaman hissettirdiği o kırılgan içtenliği bu kez daha keskin bir ironiyle harmanlıyor. Ağlayacağınız da oluyor, hafifçe güldüğünüz de. Ve bu ikisi aynı anda gerçekleşebiliyor — ki bu, büyük şarkı yazıcılığının en temel belirtisidir. Türkiye'de de güçlü bir Mitski kitlesi var; Yüzyüzeyken Konuşuruz veya Büyük Ev Ablukada gibi isimlerin dinleyicilerinin bu albümle derinden buluşacağını şimdiden söyleyebiliriz. O his tanıdık: hem mahalle köşesinde oturup içini dökmek, hem de tam olarak ne söylediğini bilmemek.

Müzik cephesinde başka bir isim daha var dikkat çeken: Baby Keem, yeni albümü CA$INO ile geri döndü ve geri dönüşler her zaman soruları beraberinde getirir. "Neden bu kadar bekletti?" sorusunu sormak yerine, NME'nin de altını çizdiği üzere odaklanmış ve özgüvenli bir yapıt ortaya koyduğunu söylemek daha doğru. Hiphop'ta bu tür "büyük iddia" albümleri ya sizi iter ya çeker — ortası pek olmuyor.

Sinemaya geçince tablo hem heyecan verici hem biraz kasvetli. BBC Culture, Eylül ayının en dikkat çekici filmlerini sıralarken Mexico'nun kaba gerçekçiliğini yansıtan bir kartel draması, Johnny Depp'i gangster olarak yeniden sahnede gören bir yapım ve ilk Oscar adaylarının sahneye çıkması gibi başlıkları öne çıkarıyor. Oscar meselesine ayrıca takılmak lazım: BBC'nin araştırmaları, akademinin genç kadın oyunculara olan tarihsel eğiliminin kırılmaya başladığını ortaya koyuyor. Yaşlanan Hollywood mu, değişen estetik mi, yoksa uzun vadeli bir adalet mi? Muhtemelen biraz hepsi.

Bir de Resident Evil Requiem var — serinin hayranlarına göre "sonunda doğru yapıldı" dedirten, survival horror türünün sınırlarını zorlayan bir devam filmi. Oyun uyarlamalarının sinemada hâlâ nasıl tutunabileceğini görmek açısından ilginç bir örnek.

Tüm bu başlıklara bakınca şunu fark ediyoruz: sonbahar, kültür dünyasının hesaplaşma mevsimi. Albümler daha derin, filmler daha karanlık, ödül yarışları daha sert başlıyor. Türkiye'de de sahne yavaş yavaş ısınıyor — yurt dışında adından söz ettiren isimler çoğalıyor, festivaller dolup taşıyor. Belki bu sezon biz de biraz daha yakından bakmalıyız: hem dışarıya, hem de kendi müziğimize.