Sleeper – 'The Modern Age': Britpop Kraliçesi 22 Yıl Sonra Sahneye Dönüyor
Sleeper'ın 22 yıllık sessizliğin ardından çıkardığı 'The Modern Age', Louise Wener'ın özgüvenli dönüşünü ve Britpop ruhunu tazeliyor.
Britpop Kraliçesinin Güvenli Adımları
Bazı dönüşler nostalji ticaretinden ibarettir; bazıları ise gerçek bir hesaplaşmadır. Sleeper'ın The Modern Age albümü — grubun 1990'ların ortasındaki parlak Britpop döneminden yaklaşık 22 yıl sonra yayımlanmış olmasıyla — bu iki kutup arasında çok bilinçli bir denge kurmaya çalışıyor. Louise Wener ve ekibinin bu geri dönüşü, piyasayı dolduran "biz de varız" hamleleriyle kolayca karıştırılabilir. Ama değil. En azından tam olarak değil.
Britpop sahnesini 1990'larda bilen herkes için Sleeper, dönemin varoş indie-pop kraliçesiydi. Louise Wener, grubu kendi sesinin etrafında, keskin bir şehirli zekâyla örmüştü. Şarkılar Londra'nın gri sokakları kadar netti; ama altında her zaman bir ukalalık, bir pişkinlik vardı. The Modern Age'e gelene kadar bu özelliğin yerini ne aldığını merak etmeden edemiyorsunuz.
Cevap: özgüven. Ve bu, küçümsenmemesi gereken bir şey.
Pixies'in ya da Suede'in geri dönüşlerini düşünün — her iki bant da eski hayaletlerinin üstüne oturarak yeni şeyler söylemenin mümkün olduğunu kanıtladı. The Modern Age de benzer bir ruhla hazırlanmış. Wener, sahneye büyükannesinin fotoğraflarını çıkarıp "işte o günler" demek için çıkmıyor; belki de hiç yapmadığı beşinci albümü, o dinlemediği yollara sapan post-caz ya da deneysel rotayı hayal ediyor. Bu yaklaşım albüme entelektüel bir dürüstlük katıyor: ne olduğunu biliyoruz, ne olmadığımızı da biliyoruz, şimdi bunun arasında bir şey deneyelim.
Prodüksiyon açısından albüm, dönemin ham enerjisini fazla cilalamamış; kulakları tırmalamayan ama steril de olmayan bir yerde konumlanmış. Wener'ın vokali hâlâ taşıyor o alışılmış pişkin tonlamayı — cümleleri bıraktığı yerler, nefes aldığı anlar bile bir şeyler anlatıyor. Sözler ise zaman zaman eski keskinliğiyle parlıyor: sıradan hayatların içine sıkıştırılmış varoluş sorgulamaları, ironi ile samimiyetin aynı satırda buluşması.
Albüm, beklentiyle oynuyor; tam yerinde geliyor, tam yanlış anda yön değiştiriyor. Bu, deneyimli bir grubun elinde tuttuğu en kıymetli silah: sürprizin ne zaman işe yarayacağını bilmek. The Modern Age'de bu hesap çoğu zaman doğru çıkıyor — ama her zaman değil. Bazı anlarda güvenli kıyıya çok yakın dolaşılıyor; biraz daha riske girilmemiş olması hafif bir can sıkıntısı yaratıyor.
Grubun 22 yıllık sessizliği bir hayal kırıklığı mı bırakmış geride? Kısmen evet. Bu albüm, "peki ya o yıllarda olsaydınız ne yapardınız?" sorusunu tam yanıtlamıyor. Ama yanıtlamak zorunda da değil. Dönüş albümleri, kayıp zamanı telafi edemez — sadece şu anı var edebilir. Sleeper bu anı ne yitirilmiş ne de tamamen kazanılmış bırakıyor. The Modern Age, tam da adı gibi: eskiyi tanıyan ama yeniyle barışmaya çalışan bir albüm.
90'ların Britpop kuşağı için sıcak bir tanışma, yeni dinleyiciler için ise iyi yazılmış şarkıların ne zaman yeterli olduğunu öğreten şık bir ders niteliğinde. Kusurları var, çekinceleri var — ama inadı da var.
Puan: 7/10