Rick Rubin'in 1970'lerden Altı Favori Albümü

Rick Rubin'in 1970'lerden Altı Favori Albümü

Rick Rubin'in 2008'de bir gitarla ilgili söyleşide saydığı favori albümlerinden yola çıkarak 1970'lerin deneysel ve sınırları zorlayan altı plağını ele alıyoruz.

Rick Rubin, müzik dünyasında üretkenlikten çok sezgiyle anılan bir isim. Def Jam'in kuruluşundan Johnny Cash'in geç dönem dirilişine, oradan Tom Petty'nin Wildflowers albümüne uzanan prodüktörlük kariyeri boyunca hep aynı şeyi yaptı: sanatçının içindeki en saf, en filtrelenmemiş fikri bulup onu stüdyonun ortasına koydu. Onun zevkini anlamak için sadece ürettiği albümlere bakmak yetmez; çünkü Rubin bir tür küratör gibi, dinlediği müziğin kendisini nasıl beslediğini açıkça anlatmaktan çekinmiyor. İşte bu yüzden 2008'de bir gitar markasıyla yaptığı söyleşide "tüm zamanların favori albümleri"ni saymaya başladığında ortaya çıkan liste, bir prodüktörün kariyer şifresi gibi okunuyor.

Rubin'in listesindeki en çarpıcı detay, seçtiği albümlerin neredeyse tamamının 1970'lerden gelmesiydi. Bu tesadüf değil. Ona göre bu on yıl, müziğin henüz ticari beklentilerle tam anlamıyla şekillenmediği, sanatçıların stüdyoyu bir laboratuvar gibi kullanabildiği son dönemdi. Deneysel eğilimler, tuhaf prodüksiyon kararları, alışılmadık yapılar... Rubin'in kulağı hep "o an kimsenin yapmadığı şeyi yapan" kayıtlara gidiyor. Bu yüzden de liste, bir nostalji turu değil, bir yöntem manifestosu gibi işliyor.

Listede en çok konuştuğu isimlerden biri Black Sabbath. Rubin, grubun 1970'lerdeki ilk dönem kayıtlarına duyduğu hayranlığı açıkça dile getiriyor. Onun için Black Sabbath, sadece heavy metalin kurucuları değil; aynı zamanda bir tür ruhsal yoğunluk ve karanlık atmosferi rock müziğe taşıyan öncüler. Bir prodüktör olarak Rubin'in yıllar sonra bu türden bir karanlığı Slayer'da, System of a Down'da ya da Johnny Cash'in geç dönem kayıtlarında yeniden üretmeye çalışması tesadüf değil. Onun kulağında Sabbath, hem bir başlangıç hem de bir ölçüt.

Rubin'in 1970'ler sevgisinin bir başka ayağı da Brian Eno'nun Here Come the Warm Jets gibi glam-rock ile sanat-punk arasında gidip gelen kayıtları. Bu albüm, tıpkı Rubin'in kendi prodüksiyon anlayışı gibi, tek bir türün içine sığmayı reddediyor; fikirlerin üst üste bindiği, dağınık ama bir o kadar da büyüleyici bir bütün sunuyor. Eno'nun "On Some Faraway Beach" gibi melankolik parçalarıyla albümün başlık parçası arasındaki gerilim, Rubin'in "bir albümde birden fazla dünya olabilir" fikrini besleyen şeylerden biri. Bu anlayış, onun prodüktörlük kariyeri boyunca sanatçılara dayattığı "tek bir ses" yaklaşımının tam tersi gibi görünse de aslında onun en temel inancı: iyi müzik, kendi içinde çelişebilir.

Rubin'in listesinde yer alan kayıtlardan biri de Harry Nilsson'un Nilsson Schmilsson albümü. Burada prodüktör Richard Perry'nin toprak gibi sıcak tonu, Beatles sonrası bir mirası andırıyor; Nilsson'un "Coconut" gibi tuhaf, neredeyse şakacı parçaları ile Badfinger'in "Without You" şarkısını alıp neredeyse bir intihar notuna dönüştüren yorumu arasındaki uçurum, albümü baştan sona çift karakterli kılıyor. "Jump into the Fire" gibi motorik ve tribal bir ısrarla "birbirimizi mutlu edebiliriz!" diye haykıran kapanış parçaları ise Rubin'in sevdiği türden bir duygusal karmaşıklık taşıyor: hem coşkulu hem kırılgan.

Rick Rubin

Neil Young'ın After the Gold Rush gibi kayıtları da Rubin'in zevk haritasında kendine yer buluyor; çünkü bu albümler, sadelikle deneyselliği aynı anda barındırabilen, prodüksiyonun kendini göstermeden çalıştığı örnekler. Rubin'in kariyeri boyunca yaptığı şey de tam olarak bu: stüdyoyu sanatçının önüne koymadan, ama sesin de sıradanlaşmasına izin vermeden bir denge kurmak. Onun için 1970'ler, bu dengenin en doğal biçimde kurulabildiği dönemdi; sonrasında müzik endüstrisinin dijitalleşmesi ve formatların değişmesiyle bu tür bir "kendiliğinden deneysellik" giderek zorlaştı.

Sonuçta Rubin'in bu listesi, bir prodüktörün sadece neyi sevdiğini değil, neden sevdiğini de anlatıyor. Onun için büyük albüm, türleri birleştiren, dinleyiciyi rahatsız etmekten korkmayan ve kendi içinde çelişkiler barındıran kayıttır. 1970'ler bu anlamda ona hem bir hazine hem de bir pusula oldu. Aşağıda Rubin'in bu söyleşide andığı albümleri, onun anlattığı bağlamı koruyarak listeliyoruz:

  • Brian Eno – Here Come the Warm Jets
  • Black Sabbath – Black Sabbath
  • Black Sabbath – Paranoid
  • Neil Young – After the Gold Rush
  • Harry Nilsson – Nilsson Schmilsson
  • Harry Nilsson – Nilsson Schmilsson (Coconut / Without You / Jump into the Fire)

Müzik bölümünden devamı

  1. 1980'de Van Halen ve Rush: Bir Bira Şişesinin Başlattığı Rock Efsanesi
  2. Eleştirmenlerin Gözünden Kaçan 8 Unutulmaz Albüm
  3. Sigrid, yeni albüm için "biraz kaybolmak" istediğini belirtti
  4. Anna Schmidt & Kevin Czarnik – 'Absence' albüm incelemesi
  5. 1966'da Manchester: Cream'in İlk Adımları ve Rock'ın Yeni Sesi
  6. Harry Styles – 'Kiss All The Time. Disco, Occasionally' albüm incelemesi
  7. Yapay Zeka Müziği: Kolay Üretim Mi, Yaratıcılığın Sonu Mu?
  8. Friko – 'Something Worth Waiting For' albüm incelemesi

Sitenin en yenileri

  1. 1980'de Van Halen ve Rush: Bir Bira Şişesinin Başlattığı Rock Efsanesi
  2. Ali Doğan Gönültaş: Anadolu'nun Derin Sesiyle İstanbul Sahnesinde
  3. Köln’de Yeni “Rheinlow Walk” Turist Rotası Açıldı
  4. Eleştirmenlerin Gözünden Kaçan 8 Unutulmaz Albüm
  5. Keren Ann: Joni Mitchell'dan Tom Waits'e Uzanan Eklektik Bir Yolculuk
  6. Sigrid, yeni albüm için "biraz kaybolmak" istediğini belirtti
  7. Anna Schmidt & Kevin Czarnik – 'Absence' albüm incelemesi
  8. Lianne La Havas: Cazın ve Soul'un Modern Zaman İkonu