“Son Şans” – Dağınık Bir Hollywood Eleştirisinin Kısa Bir Değerlendirmesi
Ari Folman'ın Robin Wright'lı filmi “Son Şans” (The Congress), Stanisław Lem uyarlaması olarak Hollywood'un oyuncuyu dijitalleştirme fikrini eleştiriyor.
Altyazı Sinema Dergisi’nin “Son Şans” üzerine kaleme aldığı eleştiri, filmdeki bilimkurgu tutkusunun son yıllarda nasıl bir “düşman” konumuna getirildiğine dikkat çekiyor. Derginin yazarları, filmin “hayatının son yıllarında ciddi bir bilimkurgu düşmanı kesilen Lem’e selam çakıldığı” ifadesiyle, eserin tür klişelerinin ötesine geçmeye çalıştığını vurguluyor.
Film, adından da anlaşılacağı gibi bir “son şans” teması etrafında dönüyor; ancak eleştirmenler, bu temanın “gereğinden fazla iddialı” olduğunu belirtiyor. “Bu detayın türün klişelerinden çok fazla uzaklaşmayan bir filmde yer alması ise Son Şans’ı gereğinden fazla iddialı kılıyor” şeklindeki değerlendirme, filmin kendi kendine çelişen bir yapıya sahip olduğunu ima ediyor.
Türkiye’deki izleyiciler için bu tür bir yapım, özellikle Hollywood’un son dönemdeki “büyük bütçeli bilimkurgu” girişimlerine bir alternatif sunma iddiasıyla ilgi çekebilir. Ancak, “dağınık bir Hollywood eleştirisi” olarak nitelendirilen film, izleyicinin beklentilerini karşılamakta zorlanabilir. Eleştirinin altını çizen yazar, filmin “özellikle hayatının son yıllarında ciddi bir bilimkurgu düşmanı kesilen Lem’e selam çakıldığı” kısmının, türün aşırı klişe kullanımına bir parodi gibi yaklaştığını söylüyor.

Filmdeki bu eleştirel yaklaşım, Türkiye’deki sinema meraklıları arasında da tartışma yaratmış durumda. Altyazı Sinema Dergisi’nin diğer yazılarında da görüldüğü gibi, yerli eleştirmenler yabancı yapımlara özgün bir bakış açısı getirmeye çalışıyor. “Son Şans” bu çabaların bir örneği olarak, hem yerel hem de evrensel izleyici kitlesine hitap etmeye çalışıyor, fakat “gereğinden fazla iddialı” olması nedeniyle beklentileri tam anlamıyla karşılamıyor.
Sonuç olarak, “Son Şans” izleyiciyi bilimkurgu türüne dair yeni bir perspektife yönlendirmeyi amaçlasa da, eleştirmenlerin belirttiği gibi “dağınık bir Hollywood eleştirisi” olarak kalıyor. Film, bilimkurgu tutkunları için bir “son şans” olabilir; ancak bu şans, beklentileri karşılamayan bir deneyimle sınırlı kalabilir. Türkiye’deki sinema çevresi, bu tür yapımları değerlendirirken hem yerel eleştirinin hem de küresel trendlerin farkında olmalı; aksi takdirde “Son Şans” gibi projeler, sadece bir eleştiri konusu olmaktan öteye geçemeyebilir.