Amerika'nın Unutulan Titanik'i: Sultana'nın Karanlık Sırrı
Amerika'nın Unutulan Titanik'i: Sultana'nın Karanlık Sırrı
Titanik'ten Büyük, Ama Kimsenin Bilmediği Felaket
Titanik dedin mi herkes bilir. Film var, müze var, belgesel var, türkü var. Ama Sultana'yı soran yok. Oysa o gemi battığında, Titanik henüz inşa bile edilmemişti — ve öldürdüğü insan sayısı, Titanik'ten tam üç yüz fazlaydı.
27 Nisan 1865. Mississippi Nehri, sabahın erken saatleri. Sultana adlı buharlı gemi, yavaş yavaş Memphis'in kuzeyine doğru ilerliyordu. Güvertede binlerce insan vardı — çoğu yeni serbest bırakılmış Kuzey ordusu askeri. Uzun yıllar Güney'in esir kamplarında kalmış, açlıktan ve hastalıktan kemikleri çıkmış adamlar. Savaş bitmişti. Eve dönüyorlardı.
Sultana'nın taşıma kapasitesi 376 kişiydi. O gece gemide 2.137 insan bulunuyordu.
Kazanın Değil, Açgözlülüğün Hikayesi
Gemi Memphis'ten ayrılmadan önce kazanlarda bir sorun tespit edilmişti. Tamir gerekliydi, birkaç gün sürerdi. Ama ordu yetkilileri beklemeye tahammül edemedi — ya da etmek istemedi. Askerlerin taşınması için kafa başına para ödeniyordu ve Sultana dolup taşıyordu. Para akıyordu.

Yama yapıldı. Aceleyle, özensizce. Ve gemi yola çıktı.
Sabah saat ikide üç kazan birden patladı. Patlama o kadar şiddetliydi ki sesi 15 kilometre öteden duyuldu. Güverte çöktü, ateş her yeri sardı. Hayatı boyunca cephe görmüş askerler, uykularından sıçrayıp nehre atladı. Nisan ayında Mississippi buz gibiydi ve nehir o yıl olağandışı biçimde taşkındı — akıntı insanları sürüklüyor, ağaçlara çarpıyor, karanlığa götürüyordu.
1.800'den fazla kişi öldü. Kesin rakam hâlâ bilinmiyor çünkü gemi zaten kapasitenin altı katı yolcu taşıyordu ve kimse tam liste tutmamıştı.
Neden Kimse Bilmiyor?
Sultana faciası, Amerikan tarihinin en büyük deniz kazası olmaya devam ediyor. Ama okul kitaplarında yok. Filmi yapılmadı. Anıtı yok denecek kadar az.
Neden?

Çünkü tam o günlerde başka bir haber tüm sayfaları kaplamıştı: Abraham Lincoln suikastının davası. Savaşın yaralarını saran ülke, intikam ve yas arasında bocalarken Mississippi'de yanan bir geminin haberi gazetelerin üçüncü sayfasına düştü. Sonra beşinci sayfaya. Sonra hiçbir sayfaya.
Hayatta kalanlar yıllarca anlatmaya çalıştı. Sivil Savaş gazileri toplantılarında Sultana'yı hatırlatmak için konuştular. Ama büyük tablo çok kalabalıktı; Sultana'nın sesi kayboldu gitti.
Bugüne Uzanan Gölge
Sultana'nın hikayesi aslında çok tanıdık bir şeyi anlatıyor: Bazı acılar, daha büyük bir gürültünün altında ezilince tarihten silinir. Bugün de böyle değil mi? Bir kriz patlak verdiğinde, başka bir yerde sessizce süren felaketleri kim sayıyor?
O Nisan sabahı nehre düşen askerler, yıllarca savaşı atlattıktan sonra eve bir adım kala öldüler. Ve çoğunun mezarı yoktur — nehir onları götürdü.
Sultana'yı hatırlamak, sadece o gemidekileri onurlandırmak için değil. Hangi hikayelerin kaybolduğunu sormak için.